Alfa Romeo 159 yorumları

Alfa Romeo 159 kullanıcı yorumlarının yer alacağı sayfamız da, aşağı kısımda bulunan yorum bölümüne sorunuzu veya deneyiminizi yazarak kullanıcılarımıza fikir verebilirsiniz.

İtalyan otomobil üreticilerinin rakiplerine göre belki de en önemli avantajı Leonardo Da Vinci’den beri dünyanın en güzel tasarımlarının yapıldığı topraklarda yerleşik olmaları. Otomobiller giderek birbirine benzerken keskin bir şekilde ayrılmayı bilen ve hatlarıyla rakiplerine fark yaratan Alfa Romeo’nun yollara sinirli sinirli bakan yeni kozu Alfa 159 da bundan nasibini almış bir model. Geçtiği yerlerde gözleri üzerine odaklatan hatlarını İtalyan tasarımcı Giorgetto Giugiaro’ya borçlu olan 159, üçer far ve burundaki kalbe doğru uzanan keskin kaput hatlarıyla çok asabi görünüyor. Fiat-GM ortaklığıyla Opel Vectra ve Saab 9-3′ü taşıyan platform üzerinde geliştirilen otomobilde, altyapı elemanları marka kimliğine uygun yapıda. Üretilirken klasik olmayı başarmış ender otomobillerden biri olan 156′dan 220 mm uzun ve 80 mm geniş olan 159, gövde yapısı ve fiyatıyla model sınıflandırmasında bir üst basamakta konumlandırılıyor.

Kabine ilk girildiğinde algılanan kalite düzeyi şaşırtıcı derecede yüksek. Tipik Alfa Romeo özelliklerinden klasik yuvarlak göstergelerin kullanıldığı orta konsol sürücüye dönük tasarlanmış. Derin yerleşimli bu göstergelerden biri turbo basınç göstergesine ayrılmış. ****lik kaplamalı üç kollu direksiyonun üzerindeki kumandalar çok kullanışlı olmamış, işleyişleri de yeterince rafine değil. Bugünün moda trendi olan kartlı çalıştırma sistemine sahip otomobilde kullanılan müzik sistemi ve klima ünitesi alışılagelmişlerden farklı tasarıma sahip. Özellikle gece kullanımlarında gözlenen düğme aydınlatmaları Japonlar başta olmak üzere diğer üreticilere yol gösterecek nitelikte. Bu düğmeler gibi kırmızı renkle aydınlatılan gösterge tablosunda hız ve devir saatlerinin ibreleri, tipik Alfa Romeo dinamizm felsefesine uygun olarak saat 6 pozisyonundan yukarı tırmanmaya başlıyor. Tablodaki LCD ekranda yol bilgisayarı, müzik sistemi ve birimlerle ayarlar görüntülenebiliyor. Modları görmek ve ayarlamak için sinyal kolunun ucundaki düğmeleri kullanmak gerekiyor. LCD ekranda beliren dijital km sayacında en dikkat çekici özellik digitlerin analog sayaçlardaki gibi atıyor olması. Direksiyon kolonunda hız sabitleme sistemi kolu sinyal kolunun altına yerleştirilmiş. Ama bu kol dik oturulduğunda bacağa değebiliyor. Alfa 159′un koltuklarında GT’den pek farklı olmayan tipik sportif tasarım özellikleri gözleniyor. Yüksek yanal desteklere sahip ferah diz mesafeli koltuklarda baldır destekleri de var. Koltuk ısıtmaları kapı tarafındaki alt plastiğe yerleştirilmiş.

Üretim kalitesinin hissedilir şekilde arttırılmış olmasına karşın kabinde Alfa Romeo’nun eski hastalıklarını atlatamadığını gösteren bazı izler de yok değil. Tavan aydınlatmasından kokpitteki plastiğin bazı bölümlerine, kimi parçalar kaliteliymiş numarası yapıyor. Ama gerçekte öyle değiller. Çapakları alınmamış tavan lambası plastiği yerine de iyi oturtulmamış. Marka imajını düzeltmek için yaratılmış bu gelişmiş modelde bu tip basit ihmaller koyu gölgeler yaratıyor. Ne de olsa Alfa Romeo’nun kalite konusunda geçmişten uzanan sabıkaları var. Maserati Quattroporte’de bile şahit olduğumuz üzere, İtalyanlar gelişmiş sürüş dinamiklerine konsantre olduklarından kabinde işçiliğe ayıracak pek zamanları kalmıyor!

159′un 405 litrelik bagajı 156′dan 25 litre daha geniş. Kabinden ya da uzaktan kumandayla açılabilen bagaj kapağını tampondan ayırmak için bir tutamak olmaması kullanımda sıkıntı yaratıyor. Tasarım bütünlüğünü koruma isteği kullanışlılıktan fedakarlık gerektirmiş.
Motor, performans

Alfa Romeo’nun da bünyesinde bulunduğu Fiat Group dizel teknolojisinde geçmişten bu yana rakiplerinin hep önünde oldu. Fiat modellerinde kullanılan yenilikçi dizellerin ardından Bosch’la birlikte geliştirilen common rail direkt enjeksiyon sistemi de ilk olarak 1997′de Alfa Romeo 156′da tanıtılmıştı. O günden itibaren otomotiv sektöründe dizel devriminin gerçekleşmesini sağlayan sistem bugün artık üçüncü kuşağa geçmek üzere. 159′da kullanılan 1.9 litrelik motor yıllardır Fiat modelleri ve son bir yılda da GM bünyesindeki Opel ve Saab modellerinde kullanılıyor. 1910 cc’lik motor, farklı üst kapak, supap, eksantrik, işletim sistemi ve turbo besleme uygulamalarıyla birçok modele hayat veriyor.

159′un kokpitindeki düğmeye basıldığında motorun gövdeyi titreterek çalışmasıyla duyulan tiz dizel sesi hiçbir devirde BMW modellerindeki gibi performans gürültüsüne dönüşmüyor. Bu durum sportif Alfa Romeo geleneklerinden bir kayıp olarak yorumlanmalı, zira eski 1.4 litrelik mütevazı Twinspark motorlardan bile sportif hırçın sesler yayılırdı. Ama 159 konsept olarak dinamik konfor otomobili olduğundan bu durumu kayıp olarak algılamayanlar çoğunluğu oluşturabilir. İyi yalıtım özellikleri sayesinde dışarıda bırakılan dizel sesi kabinde rahatsızlık hissettirmiyor.

Altı ileri manuel şanzımanla kombine edilen motorda son iki vites yakıt ekonomisine ayrılmış görünüyor. Yüksek hızlarda düşük devir çevrilmesiyle kabin huzuru da kontrol altına alınabilmiş. Zira motor 130 km/s hızda 6. viteste ilerlerken sadece 2500 d/d çeviriyor. İlk üç viteste yüksek gövde ağırlığına karşın etkili ivmelenme sergileyebilen otomobil 320 Nm’lik maksimum torkunu 2000-2750 d/d arasında sürekli kullanıma sunuyor. 150 HP’lik motorun performansının tadını alabilmek için doğru zamanlarda doğru vitesleri kullanabilmek, devri de 2000-4000 arasında tutabilmek gerekiyor. Motor devri yol ve hıza göre iyi yönetildiğinde hem çok ekonomik ve hem de yüksek sürüş zevki verebilen sürüşler yapılabiliyor.

Benzinli motorları dikkatsiz kullanımda kolayca savurganlığı seçebilen Alfa Romeo’nun dizelleri de bir o kadar ekonomik. 159′la test koşullarında 100 km’de ortalama 7.4 litre yakıt tükettik. Bu ortalamaya sadık kalınabilirse 1000 km sınırını zorlayabilen otomobil sakin uzun yolculuklarda çok daha mucizevi değerler ortaya koyabilir.
Kullanım, konfor

156 çok iyi yol tutabilen bir otomobildi. Yüksek viraj limitleri ve verdiği hakimiyet hissi sporcu karakteriyle çok uyumluydu. 159′da tıpkı 156′da olduğu gibi yine F1 kökenli dörtgen geometrili üçer kollu çift salıncak ve arkada çok kollu aks kullanılırken Opel Vectra ve Saab 9-3′le ortak kullanılan gövde geometrisi 156′ya göre bir kuşak ileri taşınmış. Büyüyen boyutların da etkisiyle tutunma özellikleri konforla beraber geliştirilen 159′da direksiyon keskinliği de hakimiyeti çok yükseltiyor. Keskin dönüşlerde arkasını bırakma eğilimi 156′ya göre çok daha düşük olan 159′da süspansiyon da çok sessiz çalışıyor. Otomobilin limitlerinde yaşanabilecek riskler için çekiş kontrol sistemi ASR ve denge kontrol sistemi VDC her an pusuda bekliyor. VDC’nin kapsamında ABS, fren destek sistemi, EBD, çekiş kontrol sistemi ve tork kontrol sistemi organize çalışıyor. Ama gelişmiş süspansiyon geometrisi sayesinde bu sistemler ancak kaygan ya da ıslak yüzeylerde ve acemi kullanımlarda çalışma gereği duyabiliyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir